top of page

Patrikhane

Grigorios kapısı oynuyor

İlmik boyna geçerken verilen nefes

Akan gözyaşları, dökülen salya

“Rabbim!” feryadıyla fırlayan kan

Güneşin altında hepsi sıvanmış

Ta ki halatların koyu izlerine kadar

İzlerin uzaklaşan yanında

Cesedi sürükleyen fayton

Arnavut kaldırımlarında et parçaları

İkinci bir Aşil nefreti

Ve Haliç’in dibindeki Patrik


Koca kilise oynuyor

Anne rahminin ıslaklığındaki tütsü

Siyah fesli ruhbanların gözlerinde

Kılıcını indiren Mikail’in güveni

Tanıdık makamlardan yükseldikçe

Minberin yapraklarını sallayan ezgi

Ve tahtın üzerinden kesin bir emir

“Çalmayacaksın!”

Taht altından

Patriğin kartallı tacı altından

İkona altından, haç altından, mumluk altından

Mumluğun üzerinde, yatsı ezanı duyulan

Açık pencerenin pervazı altından

Tüm bu servet bir marangozun şanı altından

Ve gözden uzak bir köşede

Koyu gözleri hayretle açılmış

Elleri bağlı, ihanete uğramış

İsa’nın çilesi



Cemaat oynuyor

Manikürlü tırnakları

Sofu duaların eşliğinde

Gösterişli bir tevekkülle

Oynaşıyorlar

Sevgilim

Bu cemaatin bir parçası

Pesleşen her bir notayla

Çarmıhını taşıyan İsa’nın zorluğuyla

Yavaş ve parıltıyla sürünen

Bir gözyaşı döküyor

Suratında anlamış bir ifade asılı


Ben oynuyorum

Giydiğim mintan kurt derisinden

Gözlerimi devirip yakındığım bu tepe

“Bursa’dan, Konya’dan, İzmir’den…”

Ancak başımın yüksekliğinde

Uzak bir yerlerde çanlar çalıyor

Gözlerimi bir kadının kalçalarından çekmeye çalışıyorum


Grigorios kapısı oynuyor

Koca kilise oynuyor

Cemaat oynuyor

Ben oynuyorum

Oynuyoruz da dünya dönüyor

Gözlerimi bir bir kapatıyorum

36 görüntüleme0 yorum

Comentarios


bottom of page